GecenİN BEŞİ KAHVESİ

GECENİN BEŞİ KAHVESİ

Eğer göze bir damla yaş bile düşmediyse kaldırımların yayalardan önce yaşlarla dolmasının aksine, beş saati hala gecedir,
çünkü gündüz, yaşamaya ara verenlere hastır ve onu es geçmek de elbette mümkündür.

Yeterince gözlem birikir, gece denilen dipsiz nehre de girilmediyse şeylerin tuhaflıkları, kafaların tuhaflığını da parallellediğinden olsa gerek,
hemencecik göze görünür. Zaten uyumayan göz, gündelikleri görmez,
ne dedik çünkü, gün kırmızı gözbebeklerine düşmez.

Çakmağı bulamaz, bir otelden aşırılmış kibrite gider ellerin. Kibritin külleri vardır gecenin beşinde, bilir misin? Havaya karışır senin gibi, ağırlaşmak ne demek, yer ne demek bilmeyen gecelerde.
Sanıldığının tersine durgun geçmez geceler böyleleri için, hep bir sarhoş kalabalık horozlanır,
çöp arabaları dürtüsel eylemlerinle kapışır,
farklı milletlerden kelimeler söker, diller bile sanki bir ferahlar.

Çünkü geceleyin bir yükümlülüğü kalmaz kimseciklerin, bu yüzden özgür olmak isteyen halklara önce kafa kafaya vermeleri, karanlıkta buluşmaları, akışın aykırısına gitmeleri önerilir.
Eğer korkuyorsan nasıl yorgun saatlerin seni beklediğini, gecenin tadını henüz almamışsın demektir, o zaman da dermanı daha çok direnmekte bulmalı,
seni heyecanlandıran şeyleri düşünmeli hatta beklememeli, neyi bekliyorsun ki, uyumayan insan beklemez,
zaten sabırsızlığıdır kazık gibi yatıp -mış gibi yapmaktansa hemen şimdi, şu an yaşamak istiyorum demesi.

Bir saatin yerini değiştirmekle nasıl bir yenilik yaptığını anlayacaksın şimdi tembeller uyandığında, ayılmak için harcadıklarında ilk ışıkları, onlar bilmeyecekler çünkü senin hala geceyi yaşadığını, heyhat yaşadığını esasen, gecenin de bir gün kadar, bir gün gibi aydınlandığını.

Uyumadığında işte ikilikleri sorgulamayıp her şeyin bir olduğuna güzellemeler düzenlere bıyık altından gülme özgürlüğünde şu çözülemeyen sorunu da şıpıdak anlarsın.
Köle ve efendiymiş ye kürküm ye dersin, eylemi getireceksek eğer teorinin düz topraklarına, başka tüm bilinçleri es geçmeli ve erişmeliyiz asıl bilincine gece ve gündüzün dersin.
Yoktur çünkü böyle bir ayrım, ne gece ne gündüz vardır, bu eylemsizliğin yarattığı tembel bir boşluktur, ikisi de özünde birdir, şimdi bunu emelsizce, rahatlıkla yapma özgürlüğün vardır, bak ben sana söylüyorum işte, uyumayarak sınıf bilincine dahi ulaşma özgürlüğün vardır, eylen arıyorsan başkalarının gölgesinde arama diyorum, yapman gerekenin tarifi bu kadar da kolay ve her bedene eşitçe sağlanmıştır diyorum.

Çok şey demiyorum çünkü uyumadım ben, gözüme bir damla uyku bile girmedi, oysa kaldırımların çatlakları şişti de şişti durmaksızın yağan sessiz yağmurlar ile.
Bu gece bitti senin için, kuyruk gibi takıldıysam arkama sabahın beşi oldu çoktan senin için.
Benim için yarın gelmeyecek, bugün bir ömür kadar sündü sünecek fakat senin de bu kovalamacayı bitirmen mümkün. Ben sadece yarın uyuma diyorum, gör bak, nasıl uçuşacak senin için de kibritlerinin külü, sahi bilir miydin sen, siyah küller uçuşur uyumayan, uyuyaman kaç odadan ve örülür gecenin karanlık perdesi hep de bu küllerinden kibritlerin?

Bir Cevap Yazın

Back To Top

Inositol Mag sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin